Bayburt, ehram, dede korkut, bamsı Beyrek, Karadeniz, turizm "Çiftçi Eğitim Seminerleri" Raporu (Temmuz 2012)
Ana Menü
Projelerimiz
4. Olağan Genel Kurul Toplantısı

"Çiftçi Eğitim Seminerleri" Raporu (Temmuz 2012)

 

ÇİFTÇİ EĞİTİM SEMİNERLERİ” PROJEMİZİN DEĞERLENDİRME TOPLANTISI

Değerli Hemşerilerimiz,

Daha önce duyurulduğu gibi; Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı(KUDAKA)’nın Teknik Destek Programı çerçevesinde, üyemiz Prof. Dr. Osman Küçük tarafından hazırlanan ve Derneğimizce 9 – 30 Haziran 2012 tarihleri arasında Bayburt Merkez, Demirözü ve Aydıntepe ilçelerinde uygulanan “Çiftçi Eğitim Seminerleri”nin değerlendirme toplantısını 1 Temmuz 2012 tarihinde Bayburt, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Konferans salonunda yaptık.

DAP Bölge Başkanı Adnan Demir, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Md. Yrd. ve Şube Müdürleri, Ziraat Odası Başkanı Abuzer Yıldırımtepe, Arıcılar Birliği Başkanı Yaşar Mutlu, KUDAKA Bayburt temsilcisi Hasan İskender, seminerlerde ders veren öğretim üyelerinden, Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. M. Akif Yörük, Ziraat Fakültesinden Yrd. Doç. Dr. Sinan Kopuzlu, Arıcılık uzmanı Ziraat Mühendisi Hüsamettin Meral ve Kelkit Meslek Yüksek okulundan Organik Tarım Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Halil Yolcu, Köy Muhtarları, Tarım ve Hayvancılıkla iştigal eden çiftçilerimiz ve biz Bayproje yönetim Kurulu üyeleri Prof.Dr Rıfat Yıldız, Ziraat Y. Müh. Umut Özkan ve Akın Bayrak’ın iştirakiyle yapılan ve üç saat süren değerlendirme toplantısı sonuçlarını aşağıdaki başlıklar altında özetliyoruz.

  1. Bu eğitim programını niçin düşündük?
  1. Bayburt’un konumu ve Bayproje’nin yaklaşımı:

Bilindiği gibi, KUDAKA(Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma ajansı) nezdinde yapılan değerlendirmelerde Bayburt için üç öncü sektör tespit edilmiş, bunların TaşçılıkTurizm ve Hayvancılık olduğu belirtilmiştir.

Bayproje olarak gerek birçok şehirde yaptığımız tanıtım ve istişare toplantılarındaki sunumlarımızda, gerekse daha sonra Bayburt’la ilgili kaleme aldığımız seyahat notlarımızda, Tarım ve Hayvancılığın Bayburt için ne derece önemli olduğunu özellikle vurgulamaya çalıştık. Öncü olarak tespit edilen sektörler içinde Tarım ve Hayvancılık bize göre acilen el atılması, ilgilenilmesi ve bir şeyler yapılması gereken bir sektördü.

Bu durumu zorunlu kılan göstergeleri de şu şekilde sıralayabiliriz:

  • 3739 km2 yüzölçümüne sahip Bayburt’un nüfusu 76.000 kadar olup, km2’ye düşen kişi sayısı 20 kadardır.
  • Nüfusun %56 sı ilçe ve köylerde yaşamaktadır.
  • Toplam arazinin %49’u mera ve yayladır.
  • Mera ve yaylalarında bitki çeşitliliği ve kalitesinin iyi olduğu belirtilmektedir.
  • Kuzeydoğu Anadolu Bölgesinin en geniş tarım arazisine sahiptir( Bayburt Ovası 900 km2).
  • Akarsu ve yer altı suları açısından iyi durumdadır.
  • Son yıllarda sulama göletlerinin sayısı artmıştır. Halen 15 kadar sulama göleti mevcuttur.
  • Demirözü, Laleli, Çamur, Kırklartepesi ve Sadak barajları tamamlandığında hem yörenin iklimi müspet etkilenecek ve hem de Bayburt’un sulanabilir arazisi ciddi şekilde artmış olacaktır.
  • Halen Bayburt’un ekilebilir arazisinin %30 unun kullanılmadığı görülmekte, hatta bu oranın %50 ler seviyesinde olduğu söylenmektedir.
  • Öte yandan da; Araklı ve Kop tünellerinin bitirilmesiyle, Bayburt çevresindeki illere ( Trabzon, Rize, Erzurum ve Erzincan’a) sadece bir saat mesafede olacaktır. Bu coğrafyada ise yaklaşık 2,5 milyon kişi yaşamaktadır ki, bu nüfus Bayburt açısından büyük bir pazar potansiyeli demektir.

 

  1. Hayvancılıkta durum nedir?
  • Süt Sığırcılığı: Süt sığırcılığının yöre için uygun bir uğraşı olduğu ancak, 4-5 büyük işletme dışında( ki onlarında önemli sorunları mevcuttur) çok sayıda küçük aile işletmelerinin uygun olmayan ahır, yanlış beslenme ve sağlık problemleri ile üretim yaptıkları görülmektedir. Bu işletmelerde üretilen sütün toplanma koşulları, ph değerleri ve bakteri sayısı açısından iyi fiyatla pazarlanması mümkün olmamakta ve genellikle çiftçi sütü kendi ihtiyacı için işlemektedir. Bu durum; süt üretimini miktar, kalite ve dolayısı ile pazarlama sorunları yüzünden tatminkâr bir ekonomik faaliyet olmaktan uzaklaştırmaktadır.
  • Meraya dayalı besi sığırcılığı: Mera ve yayla açısından göreceli olarak avantajlı olan Bayburt’ta besiciliğin de yeterli ekonomik getiri ile yapılamadığı görülmektedir. Süt sığırcılığında olduğu gibi, barınma, beslenme ve sağlık sorunları hususunda yetersizlik ve yanlışlarla hayvan ölüm oranları yüksek seyretmektedir. Meraların ıslahı ve doğru kullanılmasıyla daha çok sayıda büyükbaş hayvan beslemek mümkün görünmektedir. Yetiştirilen hayvanların genellikle kurbanlık amacı ile yetiştiriliyor olması, sürekli pazarlama kanallarının geliştirilememiş bulunması, Bayburt’un hayvan kesimi ve sevki için yeterli tesislere sahip olamaması bu tür sığırcılığı da karlı bir biçimde sürdürmeyi sınırlamaktadır. Sonuç olarak, bundan 20–25 yıl önce Bayburt’ta yetiştirilen 75.000 sığıra karşı, son yıllarda 60–65.000 sığır yetiştirildiğini görüyoruz. Her ne kadar bu sayı içinde yerli ırk yerine melez ırk ciddi şekilde artmışsa da toplamda rakamın yetersiz olduğu açıktır.
  • Koyunculuk: İstatistikler 1991 yılında Bayburt’ta 241.897 koyun yetiştirildiğini gösteriyor. 2010 yılında ise bu sayının 23.000’e gerilemiş olduğunu görüyoruz. Bu günlerde bir miktar daha artmış olacağını tahmin edebiliriz. Bu duruma göre,

Bayburt’ta yetiştirilen koyun sayısı son 20 yılda %10 lar seviyesine düşmüştür. Bayburt’un mera ve yaylalarının konumu ve bitki örtüsü itibariyle koyunculuğa çok elverişli olduğu ifade edildiğine göre, bu potansiyeli iyi değerlendirmemiz gerekmektedir. Halen yapılan koyunculukta; şartlara uygun ırk seçimi, besleme, bakım ve doğurganlık konularında ciddi eksiklikler olduğu anlaşılmaktadır. Bir yandan bu konulardaki bilgi eksikleri giderilirken diğer yandan da koyun yetiştiricilerinin birlikler marifeti ile örgütlenmesi, ürünlerin pazarlanmasında müşterek organizasyonlara gidilmesi, Bayburt’un bir koyun ve koyun eti üretim/pazarlama merkezi haline getirilmesi için ciddi çalışmalar yapılması zorunludur.

  • Arıcılık: 1991 yılında Bayburt’ta 10.000 kovan varken bugün 33.500 kovan olduğu görülmektedir. Rakamlar önemli artışı işaret etmekle birlikte halen Bayburt’ta arıcılık potansiyelinin %20-25inin değerlendirilebildiği ifade edilmektedir. Mera ve yaylalarındaki bitki/çiçek çeşitliliği ve kirlenmemiş havası ile Bayburt önemli bir bal üretim merkezi olabilir. Arıcılar Birliğinin kurduğu bal şişeleme ve ambalaj tesislerinin kapasitesinin ancak çok küçük bir kısmı değerlendirilmektedir. Bayburt balının kalite standartlarının oluşturulması ve markalaşma konularında çalışmalar mevcuttur. Bu çalışmaların hızlandırılması, arıcıların konak yerlerinin altyapı ihtiyaçlarının giderilmesi, Polen ve arı sütü üretimi ve dağıtımı için gerekli teçhizatın oluşturulması, Birlik marifeti ile kaliteden taviz vermeyecek bir üretim standardına ulaşılması suretiyle, Bayburt’ta bal üretimi önemli bir ekonomik güç haline getirilebilir.
  • Tatlı Su Balıkçılığı: Bayburt’ta tatlı su balıkçılığını ciddi ölçüde ve bilinçli biçimde yapan tek kuruluş, Harmanözü köyünde “Yavru Alabalık Üretim Kuluçkahanesi” kurmuş olan hemşerimiz Orhan İşi’dir. Aynı firma Gökçedere göletinde de kafes balıkçılığı yapmaktadır. Esasen Bayburt’un mevcut akarsu kaynakları, inşa edilen baraj ve gölleri ile alabalık üretimi için de önemli bir potansiyele sahip olduğu görülmektedir. Bu potansiyeli kullanacak bilinçli girişimcilerin oluşturulması ve bunların özellikle projelendirme, üretim teknikleri ve pazarlama konularında desteklenmeleri gerekmektedir.
  • Kümes Hayvancılığı: İl genelinde bu işi de ciddi ölçüde ve modern bir tarzda yapan sadece bir işletme mevcuttur. Çiğdemdere Köyünde Hasan Okur hemşerimiz 60.000 yumurta/gün kapasiteli bir tavukçuluk tesisi kurmuş bulunuyor. Modern tavukçuluk standartlarına uygun olarak dizayn edilmiş bu tesis dışında belki 10-20.000 kapasiteli birkaç tesis daha kurulabilir. Hasan Okur’un pazarlama konusunda da bir sorunu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu ise, yukarda belirtilen yakın çevredeki 2,5 milyonluk nüfusun, Bayburt için pazarlama konusunda önemli bir imkân olduğunu göstermektedir. Tavukçuluk yanında ilimizde diğer kanatlıların üretimi de geliştirilebilir. Örneğin Kaz ve Hindi üretimi düşünülebilir.

 

  1. Bitkisel üretimde ne durumdayız?
  • Kaba yem bitkileri: Yukarıda belirtilen ve süratle geliştirilmesi gereken büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, Bayburt’ta kaba yem üretimini ön plana çıkarmaktadır. Yonca, Korunga, Fiğ, Çayırotu, Slajlık Mısır gibi bitkilerin yaygın, kaliteli ve verimli bir biçimde yetiştirilmesi zorunludur. Halen bu bitkilerin, mevcut boş ekilebilir alanlar dolayısı ile yeteri kadar alana ekilmediği ve üretim verimliliklerinin; uygun tarla seçimi, toprağın hazırlanması, uygun tohumun seçimi, zamanında sulama v.s. sebepler dolayısı ile düşük kaldığı görülmektedir. Verimliliğin %100 artırılabileceği ifade ve iddia edilmektedir. Ekilmeyen alanların(%30–50) ekilmesi, baraj ve göletlerle sulanan arazi miktarının artırılması ile birlikte toplam yem bitkileri ürün artışının %300’ler seviyesinde olabileceği hesap edilebilir. Bayburt kaba yem üretiminde hem kendi hayvancılığını doyuracak ve hem de çevre illere kaba yem satarak ekonomisini güçlendirecek bir konuma getirilebilir. Bir anlamda ciddi bir kaba yem üretim ve pazarlama merkezi olabilir. Çiftçimizin bu konuda ciddi şekilde bilinçlendirilmesi ve desteklenmesi zorunludur.
  • Kesif yem bitkileri: Arpa, Yulaf, Çavdar, Buğday gibi tahıllar hayvancılıkta kesif yemler olarak adlandırılmaktadır. Hayvanların beslenmesinde çok önemli olan bu bitkilerin de, kaba yem üretimine paralel olarak verimli ve kaliteli biçimde yetiştirilmesi gerekmektedir. Bayburt’ta büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık yapanlar bu ürünleri de tümü ile Bayburt’tan sağlamalıdır. Ekim alanlarının da kaba ve kesif yem üretimi için uygun oranlarda tahsis edilmesi icap eder.
  • Sebze ve Meyvecilik, Seracılık: Bayburt’ta sebze ve meyve üretimi konusunda önemli girişimler olduğunu görüyoruz. Aslandede, Kopuz, Dikmetaş, Oruçbeyli köylerinde, Akşar beldesinde meyve ve sebze üretimi ile ciddi şekilde uğraşan, seracılık yapan hemşerilerimiz mevcuttur. Genellikle Bayburt’un soğuk iklim şartlarına sahip olması dolayısıyla sebze ve meyve üretiminde şansı olmayacağı varsayılmış. En azından ekonomik açıdan yetersiz bir uğraşı olacağı düşünülmüştür. Ancak bunların doğru olmadığı hem ilim adamlarının beyanlarından ve hem de uygulamada elde edilen olumlu sonuçlardan anlaşılmaktadır. Örtü altı üretim uygulamasıyla fide üreterek, erkencilik uygulayarak verimli bir sebzecilik yapılabildiği belirtilmektedir. Ayrıca Bayburt’ta Lahana, Kırmızılahana, Brokoli, Pazı, Ispanak, Roka gibi “Serin İklim Sebzeleri”nin başarılı bir biçimde üretilebileceği ve önemli bir ekonomik kazanç ağlanabileceği ifade edilmektedir. Unutmayalım ki halen Bayburt’ta tüketilen sebzenin sadece %3’ü Bayburt’ta yetiştirilmekte, % 97’si diğer illerden getirilmektedir.

Bayburt’ta gerek hayvancılık ve gerekse bitkisel üretimde, yukarıdaki tespitlere göre; Ekim Alanlarının ArtırılmasıSulanabilir Arazilerin Artırılması, Hayvan Besleme, Üreme ve Sağlığının İyileştirilmesi, Ürün Çeşidinin Artırılması, Verimin ve Kalitenin Yükseltilmesi suretiyle, Çiftçinin Toplam Gelirinin Artırılması ve dolayısı ile de Sosyal Refah ve Yaşam Kalitesinin Artırılması zorunludur.

İşte “Çiftçi Eğitim Seminerleri” projesini uygulamaya koymamızın çıkış noktası da budur.

  1. Programı nasıl organize ettik?

- Bayproje’nin 13 Temmuz 2012 tarihli Gözlem ve İnceleme Raporu’nu yayınladıktan sonra, Prof. Dr. Rıfat Yıldız, Prof. Dr. Osman Küçük ve Akın Bayrak olarak bir araya geldik ve bu tür bir eğitim programını nasıl gerçekleştirebileceğimizi tartıştık.

- Kasım/2012 de Çiftçi eğitim programları konusunda çeşitli projeler yapmış deneyimli bir akademisyen olan Erciyes Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. Yunus Serin’le bir araya geldik. Programın ana hatlarını oluşturduk.

- 6 Ocak 2012 tarihinde Bayburt’a geldik. Sayın Vali ile görüştük ve aynı gün Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü konferans salonunda Prof. Dr Yunus Serin, Bayburt’un Tarım ve Hayvancılık verileri ve yapılabileceklerle ilgili konferans verdi.

- Böyle bir eğitim projesini KUDAKA’nın Teknik Destek Programından Finanse etmeyi uygun bulduk. Ancak Nisan 2012de uygulamayı hedeflediğimiz eğitim projesini, KUDAKA’nın Teknik Destek Programını Mayıs ayı sonunda açıklamasından dolayı ancak Haziran 2012de uygulamaya koyabildik.

- Eğitim Hizmetini Çiftçinin ayağına götürmek ve uygulamayı kendi çevresinde yaptırmak maksadı ile seminerleri Bayburt Merkez, Demirözü ve Aydıntepe’de verdik.

- Eğitim seminerlerinde Atatürk Üniversitesinden Prof. Dr. Mustafa TAN, Prof. Dr. Ali KOÇ, Prof. Dr. Ali ÖZTÜRK, Prof. Dr. Yunusemre ÖZKANLAR, Doç.Dr. H. İbrahim ERKOVAN, Doç. Dr. M. Akif Yörük, Yard. Doç.Dr. Sinan KOPUZLU ve arıcılık uzmanı Zir. Müh. Hüsamettin Meral ders vererek katkıda bulundular.

  1. Programın uygulanmasında durum nedir?
  1. Zamanın gecikmesi: Nisan ayında verilmesi öngörülen eğitim programı yukarıda belirtilen sebep dolayısı ile Haziran ayında uygulanabilmiş, bu ise çiftçilerin yoğun iş döneminin başlaması dolayısı ile iştiraki azaltmıştır.
  2. Üç noktada eğitim: Aynı zaman dilimi içinde üç noktada eğitim verilmesinin zor olduğu görülmüştür.
  3. Eğitimin Duyurulması: Eğitimin Kaymakamlıklar, Belediyeler, Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri, Ziraat Odası ve Arıcılar Birliği tarafından, Muhtarlar ve Çiftçilere duyurulmuş olmasına rağmen, duyurunun daha önce ve daha güçlü şekilde yapılması yararlı olabilirdi.
  4. Ders programının yapısı: Programın kapsamının geniş tutulması yoğunlaşmayı azaltmış olabilir. Bu tür eğitim programlarının daha az ve belirli konulara yoğunlaşarak verilmesinin uygun olacağı görülmüştür.
  5. Eğitime ilginin artırılması: Çiftçinin bu tür eğitim programlarına alakasını arttırmak için bazı teşvik edici yöntemler uygulanmalıdır.
  6. Eğitimin Kalitesi: Eğitim veren öğretim üyelerinin anlattığı konuların çok yararlı ve hayati olduğu görülmüştür. Keza mera, hayvan barınağı, tarla ve besi çiftliklerinde yapılan uygulamalı derslerde yanlış ve eksik uygulamalar gösterilmiş, tavsiyelerde bulunulmuştur.
  7. Duyarlılık: Bu tür eğitim programlarına kamu görevlilerin ve yerel yöneticilerin daha duyarlı olmaları beklenmektedir.

 

  1. SONUÇLAR:

 

  1. Çiftçide genel olarak teknik bilgi eksikliği olduğu, bunun mutlaka giderilmesi gerektiği belirtildi.
  2. Bitkisel üretim ve hayvancılıkta ilmi usullere uyulmasının önemi üzerinde duruldu.
  3. Büyükbaş hayvancılıkta ölüm oranlarının yüksek olduğu, bunun ise önemli bir ekonomik kayıp olduğu ifade edildi. Uygun barınak, uygun besleme reçeteleri ve koruyucu sağlık tedbirleri ile hayvancılıkta ölümlerin azalacağı ve önemli ekonomik kazanç sağlanabileceği vurgulandı.
  4. Hayvancılıkla iştigal eden çiftçilerin, hayvanlarının yem ihtiyacını kendi üretimlerinden sağlamalarının gerektiği belirtildi.
  5. Bitkisel üretimde toprak analizi, tarlanın ekime hazırlanması, uygun ürün cinsi ve tohum çeşidinin seçimi, uygun sulama zamanı ve metodu ile verimliliğin ciddi biçimde artırılacağı konusu üstünde duruldu,
  6. Mevcut Kooperatiflerin işlevlerini göremedikleri, kooperatiflerin aktif hale getirilmesinin ve birlikte iş görme kültürünün geliştirilmesi için, iyi ve yeni örneklere ihtiyaç olduğu ifade edildi.
  7. Besi birlikleri oluşturulması, Damızlık düve yetiştiriciliğine ağırlık verilmesi gerektiği vurgulandı.
  8. Özellikle küçük işletmelerdeki süt üretiminde kalıntı problemine ve bakteri üremesine mani olacak tedbirlerin geliştirilmesi gerektiği belirtildi.
  9. Belediye Mezbahasının yetersiz olduğu, sağlıklı ve daha büyük ölçekli kesimler için, hayvancılıktaki gelişmeye paralel olarak, kesimhane tesisi gereğine işaret edildi.
  10. Arıcılığın geliştirilmesi için, arıcı konak yerlerinde yol, elektrik ve su gibi problemlerin çözülmesi gerektiği, polen ve arı sütünden yeterince yararlanabilmek için soğuk zincir oluşturulması gereği üstünde duruldu.
  11. Organik tarım ve hayvancılık için uygun çevreye sahip Bayburt’un bu avantajını iyi değerlendirmesi gerektiği belirtildi.
  12. Çok gereksinim duyulan, Tarım ve Hayvancılıkta ara insan gücünün yetiştirilmesi için, Bayburt MYO bünyesinde Hayvan Besleme ve Sağlığı, Bitkisel Üretim, Arıcılık ve Organik Tarım Bölümlerinin açılması gerektiği, ya da bu bölümlere sahip ayrı bir Meslek Yüksek Okulu açılması için çalışılması gerektiği vurgulandı.
  13. Son olarak; Bayburt’ta Hayvancılık ve Bitkisel Üretim konularında çiftçimizin eğitim ihtiyacı dikkate alınarak; Bayburt çiftçisinin, uygun zaman ve yerde, mümkün olduğunca uygulamaya yönelik olarak ve sürekli biçimde eğitim almasını sağlayacak organizasyonların oluşturulması ve bu oluşumların Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Ziraat Odası ve ilgili eğitim kurumlarıyla koordinasyon ve işbirliği içinde olunması gerektiği noktasında fikir birliğine varıldı.

 

Selam, sevgi ve saygılarımızla,

16 Temmuz 2012

Yönetim Kurulu

 



Üye Girişi
Foto Galeri
Anket
Web Sitemizi Beğendiniz mi ?

E-Bülten



İstatistikler Yükleniyor ..!

YukariCik